Haber

Aysu Bankoğlu: 6 Yaşındaki Çocuğumuzu İstismar Edenlerin Koruyun ve Buna Sessiz Kalanların Düzeni Değişecek, Değiştireceğiz

CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı HKG’nin 6 yaşında imam nikahlı nikahlı nikahıyla kıymasına ilişkin davanın ilk duruşmasının ardından, “Sıradan olanların sırası geldi” dedi. 6 yaşındaki çocuğumuzu istismar edin, koruyun ve buna sessiz kalın. Değişecek, değiştireceğiz” dedi.

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in kızı HKG’nin 15 yaşından beri “imam nikahlı” olduğu Kadir Wishli’ye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması görüldü. 6, bugün Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde. Mahkeme, baroların katılma taleplerini reddederek duruşmanın kapalı tutulmasına karar verdi. Aile Bakanlığı’nın dün yaptığı başvuru üzerine davaya yayın yasağı getirildi.

Duruşmaya CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu da katıldı. Bankoğlu, duruşmanın ardından sosyal medya hesabından paylaştığı görüntüde davada yaşananları değerlendirdi. Bankoğlu, şunları söyledi:

“Çocuk sessiz kalmadı, devlet sessiz kaldı. Ama biz susmayacağız. 6 yaşından beri sistematik olarak tecavüz ve tacize uğrayan ve 2014 yılında evlendirilen HKG’nin ilk duruşmasını takip etmek için bugün İstanbul’daydık. Dini nikah adı altında 6 yaşında olduğu iddia edilen davanın duruşması sona erdi.Mahkeme, tüm toplumu etkileyen ve tüm toplumu etkileyen cinsel istismarla ilgili bu davaya kapalı kalmaya karar verdi.

“BU KARANLIK DÜZEN VE ZİHNİYET DEĞİŞENE KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

Adalet Bakanlığı, bu cinsel istismar davasından yıllardır haberi olmayan ve olaydan yıllardır haberi olan Adalet Bakanlığı ‘Benim yetkim yok. ‘Ben ne yapabilirim’ diyen Aile ve Sağlık Bakanlığı’na sesleniyoruz. Ne yaparsın? Cinsel istismar vakalarında ‘Bir kere olmaz’ diyen zihniyete, ‘Çocuğun iradesi var’ diyen zihniyete karşıyız. Bu karanlık düzen ve zihniyet değişene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Adalet bir gün tecelli edecek. Buna inanıyoruz. Biz bu düzenin değişeceğini söylüyoruz.”

Bankoğlu konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

“BU SOSYAL BİR VAKADIR”

“Bu dava birçok yönden kamuoyu vicdanını yaralayan, insan olan herkesi yaralayan bir davadır. Bugün adliyede çok kalabalıktık. Baro avukatları, kadın hakları savunucuları ve siyasetçiler olarak buradayız. Hayatının dörtte üçünü taciz ve tacizle geçirmek zorunda kalan HKG, “Mahkeme salonundaydık. Kalabalığı gören sanık avukatları talihsiz sözler sarf etti. Biz olayla ilgisiz bir güruh değiliz, her şeyden önce toplumun vicdanı olarak ses çıkaramayan her bir çocuğumuzun sesi olmak için bir araya toplanmış insanlarız. Bu sosyal bir nedendir. Bu toplumsal bir nedendir.”

“BU ÜLKEDE HEM ÇOCUKLARI HEM KADINLARI KORUMAKTA BAŞARISIZLAR”

Haksızlığa tepki göstermeyen dilsiz bir şeytandır. Çocuk istismarı, kadına şiddet gibi konularda hep ‘siyaset üstü’ diyerek sorumluluktan adeta kaçan iktidarın zihniyetini çok iyi biliyoruz. Samimiyetsizler. Beceriksizler. Bu ülkede hem çocukları hem de kadınları korumaktan acizler. Bu durumda mağdurun okulda olup olmadığını ve zorunlu eğitim alıp almadığını takip etmesi gereken Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Milli Eğitim Bakanlığı ne yaptı? O durdu. Sonrasında mağdurun evliliğinin 15 yaşında gerçekleştiğine dair ifadeler yer alıyor. Kanunen yasak, 15 yaşındaki çocuğun evlenmesi kanunumuzda tanınmıyor.

“BU ZAMAN HÜKÜMET NEREDE? DEVLET YETKİLİLERİ NEREDE? SUSTURUYORLAR”

İktidarın ‘erken yaşta evlilik’, ‘küçüğün rızası’ gibi argümanlarla bu hukuksuzluğu normalleştirmeye çalışmasından bıktık. Kurbanı 14 yaşındayken muayene eden doktor, cinsel istismar şüphesiyle polise ihbarda bulunuyor. Savcılık soruşturma başlatır. Hastaneden doğum kaydı istemek yerine kemik testi isteniyor. Aile, kurban yerine başka birini kemik testine tabi tutarak belgelerde sahtecilik yapar. Burada açık bir usulsüzlük var, peki bu konuda Adalet Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı ne yapıyor? Susamışlar. Sonuç olarak takipsizlik kararı verilir. Bu saatte hükümet nerede? Hükümet yetkilileri nerede? Susamışlar.

“ÇOCUKLARIMIZIN SÖZLEŞMELER VE SRİTİKLERLE İSTİSMARLARINA İZİN VERMEYECEĞİMİZİ GÖSTERMEK İÇİN BURADAYIZ”

HKG 2020’de yeniden yargıya başvuruyor. Aile Bakanlığı durumun farkında. İçişleri Bakanlığına, Adalet Bakanlığına bilgi verebilir. Ama öyle değil. Susamışlar. Bir de ‘Bu iş insan işi’ diyorlar. 6 yaşındaki bir çocuğun hangi isim altında olursa olsun cinsel istismara uğraması insanlık dışı değildir efendim. 2 yıl geçti. 2 koca yıl. Mağduru korumak için yapılan açıklamalar boş savunmalardır. Bir şeyin süresinin dolmasını beklediği açık. 2022 yılına kadar iddianameyi yazan savcının görev yeri değişti. Bakanlık şimdi zımni bir karar istiyor. Duruşmada, iddianame okunmadan avukatların yarısı dışarıdayken müdahil olma talepleri geldi. Buradayız çünkü hükümete, onun kayırma sistemine, boşalttığı adalete güvenmiyoruz. Bu ülkede baskı, zorbalık ve korkudan sesini çıkaramayan her çocuğun sesi olmak için buradayız çünkü bu ülkedeki her çocuğun hayatı değerlidir. Yozlaşmış bir hükümetin gölgesinde çocuklarımızın topluluklar ve tarikatlar içinde suistimal edilmesine izin vermeyeceğimizi göstermek için buradayız.

“MAHKEME KOMİTESİNİN BAĞIMSIZ BİR ŞEKİLDE DOĞRU KARARI VERMESİNİ VE ADALETTEN YANLIŞ BİR DURUM ALMASINI UMUYORUZ”

Bugün burada bu davaya sahip çıkan kitle, bu toplum için üç noktada çok değerlidir. Birincisi, bu davada olabildiğince adaletin sağlanması açısından değerlidir. Bağımsız yargı ve adaletin olduğu yerde herkes mahkeme kararlarına saygı duyar. Son 20 yılda ülkemizde şu kadar dava, şu kadar para cezası, şu kadar beraat oldu. Çocuk istismarcılarının ödüllerle cezalandırıldığını, istismarcıların tutuksuz yargılandığını, hükümet yetkililerinin ve karı-koca bakanların ‘Bir kereden bir şey olmaz’, ‘Küçüğün rızası var’ gibi akıl almaz ifadeler kullandığını görüyoruz. 2021 yılında yapılan bir araştırma insanımızın yüzde 69’unun adalete güvenmediğini belirtiyor. OECD ülkeleri arasında adalete güvenme konusunda Şili ile sonuncuyuz. Son 10 yılda adalete inancın en çok azaldığı ülkeyiz. Bu nedenle HGK gibi toplumsal davaların içinde olmak ve örgütlü bir kamu gücü oluşturmak çok değerli. Maalesef adaletin siyasetin gölgesinde kaldığı bu günlerde bunu yapmak zorunda kalıyoruz. Bakın iki yıldır çeşitli gerekçelerle gizlenmeye çalışılan bir davada bu kamuoyu baskısı sayesinde duruşma tarihi ertelendi. Kamuoyunun bu konudaki hassasiyeti buraya da yansıdığı için, mahkeme heyetinin bağımsız olarak en gerçek kararı vereceğini ve adaletten yana tavır alacağını umuyoruz.

“PEK ÇOK ÇOK ÇOCUK VE GENÇ HİÇBİR KONTROL OLMADAN HAREKETLERE VE TOPLUMLARA KARŞILANIYOR”

Bu davayı bu şekilde ileri sürmenin bir başka anlamı da örnek teşkil etmesidir. HGK gibi yıllardır istismara uğrayan ama yine de toplum baskısı ve adaletsizlik korkusuyla cesaretini toplayarak mahkemeye gidemeyen çok çocuk var. Üstelik birçok çocuk ve genç, kontrol edemedikleri tarikat ve cemaatlere emanet ediliyor. Bunun bilincindeyiz. Bu münferit bir olay değil ve çocuklarımızın sessiz sesi olmalıyız. Onlara yalnız olmadıklarını, milyonların yanlarında olduğunu göstermeliyiz. Buradaki bu kalabalık, adalet arayan çocuklarımıza ve gençlerimize yalnız olmadıklarını göstermesi açısından değerlidir. Tabii burada altı çizilmelidir ki, hükümetin 20 yıldır kanunu, basını ve kamuoyunu yıldırma, istismarı her yıl ‘erken yaşta evlilik’ söylemiyle normalleştirme söylem ve politikalarına rağmen, bugün buradaki kalabalık hala Bu milletin ve bu toplumun nasıl adalet beklediğine doyum olmuyor. Güçlükle mücadele edebileceğinizi göstermesi açısından da oldukça değerlidir. Buradaki kalabalık, bu milletin çocuklarımıza, geleceğimize, adalete, insanca yaşama umudunun ve gücünün bir göstergesidir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu